Jump to content
Apple iOS 12.4 Sürümünü İmzalamayı Durdurdu !
iPhone A12 Cihazlar (iPhone XS, XS Max, XR) için 12.4 Unc0ver Jailbreak Yayınlandı !
Sign in to follow this  
batus798

Herkes güldüğü bir anısını anlatsın?

Rate this topic

Recommended Posts

bi tane arkadaşım var. arar "15 dakika sonra gidiyoruz gel" der. bi kere bu şekilde çanakkale'ye çağırdı beni. afedersin tuvaletteyim telefonda oyun oynuyorum bi yandan. açtım. çanakkale'ye gidiyoruz dedi. tamam dedim, niye diye bile sormadım. tuvaletten çıktım üstümü giyindim ve gittim. adama bi kere böyle yaptık diye sürekli beni bu şekilde çağırmaya başladı pezevenk. bodrum'a gidiyoruz gece dedi işte geçen.

-olum ben gelemem şimdi

+4 tane kız var orda bekliyolar

-kaç gibi çıkıyoruz?

yarım saat içinde çıktık. 4 tane kız var dedi adam. 2 tane deseydi de giderdim bence niye böyle beklentiyi yükseltti bilmiyorum. neyse gittik abi, gece 1'de falan orda olduk. kızlar gelsin diye bekliyoruz meydanda. sağdan, soldan her milletten insan geçiyor. vay arkadaş nasıl yermiş diye bakıyoruz derken kızlar geldi. bana da geldiler sonra. kızlar dediklerinin bir tanesi yemin ediyorum 1960 doğumluydu. nerdeyse annemle yaşıt. ben de getirseydim annemi o zaman. öbürleri 40, 35. en küçüğü benden 5 yaş büyüktü. yıkıldım resmen. sonra biraz toparlandım dediler ki dondurmacıya gidelim oturalım. gittik dondurmacıya oturduk. ulan izmir'de dondurmacı mı yoktu. vallaha var aslında. gecenin bi saati gelmişiz dondurmacıya oturttular bizi. baya 1 saat falan oturduk dondurma yedik. o gecenin tek aksiyonu dondurmacıda oturken önümüzden ozan güven geçti. izmir'de pek ünlü göremiyorsun sokaklarda falan. ben de önce yok lan değildir dedim de, bodrum'da olduğumuz aklıma geldi. arkasından 216 diye bağırdım ama bakmadı.

sabah denize gideceğiz, gece 4 olmuş, şimdi otele para vermeye gerek yok biz istesek daha fazla acı çekebiliriz deyip arabada yatmaya karar verdik. o da çok ilginç bir deneyim oldu. ertesi gün de takıldık yine kızlarla. lan tövbe ya. 80 darbesini falan anlattılar bana artık . özal ölürken napıyolarmış. özal öldü mü öldürüldü mü. bunları konuştuk. o günün sonunda bir otele geçtik arkadaşla. yattık uyuduk.

işte doğaüstü olaylar şimdi başlıyor. 12'de otel odasından zorla çıkartıyorlar ya. bizi 12'de çıkarttıklarını nereye gideceğimizi bilemedik. hayvan gibi yanmışız zaten 12'de denize gitmeyelim dedik. havuzu vardı otelin küçük. onun başında masalar var. dedik ki burda oturalım. otelde bizden başka türk yok gibi bir şey. hatta otel adını da veriyorum. hotelistanköy. allah'ını seven, gücü yetecek olan gitsin şimdi anlatacağım almanı dövsün, kafasını suya sokup sokup çıkarsın o pezevenk en az 10 gün daha ordadır.

havuz başında masalar var. bi turist kızlar var, öyle böyle güzel değiller. film yıldızı gibi adeta hepsi. ama bu yabancılar bize hiç bakmıyorlar. 2-3 tane de erkek var. kızlar acayip fit olduklarından adamlar da kendilerine bakmışlar. yalnız aralarından bi tanesi kendine fazla bakmış, ailesini falan siktir etmiş, onların yemeğini de hep bu yemiş. hayvan oğlu hayvan 1.95-2.00 m falan. 110 kilo var ağırlığı. vücudun üst kısmı tamamen kas. alt tarafta beli incelir diye bekliyorsun orası da kas. ama ince değil adam kale kapısı gibi. onu kırarsın bunu kıramazsın. ben bu adamı gördüm, vay hayvan vay deyip tekrar kızlara konsantre oldum, ne bakıcam lan bana ne.

neyse oturuyoruz havuz başında. bizi kovmasınlar diye arkadaş gitti "olum ben şu pringles'lardan alıcam" dedi. gitti aldı. "arkadasla havuz başında pringles qeyfi :d" diye etiketledim ikimizi de. dün arabada yatan adamlardık, adeta vurgun yapmıştık. sosyeteydik. para bizdeydi. keyif bizdeydi. bi yandan kızlara bakarken bi yandan pringles yiyoruz. arkadaş telefonu çıkardı fotoğrafımı çekti havuz başında. sonra sen de beni çek dedi. çektim güneş açısı iyi değildi karanlık çıktı. bunu görünce çıldırdı yer değişcez dedi. siktir git dedim hayatta değişmem dedim bir sürü küfrettim.

niye? bu adam benim çocukluk arkadaşım. şimdi etrafta herhangi bir tehlike varsa kesinlikle benim başıma geliyor. özellikle de bu adam benim yanımdaysa. bundan önce bisikletle giderken çekil dedi ben sol taraftan gidicem biraz da dedi, yer değiştik. benim bisiklet kaydı otobüsün altına girdim. daha sonra bir kafede otururken bu tuvalete gitti geldi, yerine ben oturdum karşımdaki kız 50'lik biranın tamamını üstüme döktü. sürekli bu adama bir şey olmasın diye tanrılar tarafından kurban ediliyorum ben. o sebepten yerimi değiştirmeye korkuyorum. havuz kenarındayız nolabilir ki dedi, ikna etti beni yer değiştik.

telefonu çıkardım tam fotoğrafını çekiyorum. bunun yüzü birden değişti ve 1 saniye içinde inanılmaz ıslandım ben. o çok az ıslandı. bu ıslandıktan sonra bana hiç bakmadan üstüne başına bakarak, "ulan hayvan herif ya nasıl ıslattı beni" deyip deyip küfrediyor. o sırada benim ağzımdan burnumdan su damlıyor. tişörtüm, üstüm başım, donuma kadar ıslandım. kalabalıkta düşünce kimse görmeden kalkmaya çalışırsın ya hani. ben olayı örtbas etmeye çalışıyorum. ama bu arkadaşım kendinden vazgeçip bana bakınca bir kahkaha attı, bir hoşuna gitti itin. ıslanmamıza sebep olan hayvan, o alman piçi. arkadaş adam 1.5 m derinliği olan havuza kendini top yapıp atlamış o cüsseyle. hayvan diyordum da türünü belirleyememiştim. oraların evcil su aygırıymış meğerse. herif kafasını sudan çıkarınca beni gördü:

"oh no. no... sorry... sorry..."

ben de gülümseyerek "ok no problem senin sorry'ni sikiyim ayıoğlu ayı masada dik duran pringles kutusunun içine bile su taşırdın amına kodumunun alman sığırı" dedim.

karşımdaki arkadaş gülmekten havuza düşecek nerdeyse ama onu bile yapsa benden çok ıslanır mı emin değilim. olayı anlayan havuz başında yatan, oturan bütün turistler bana bakıp bakıp gülmeye başladı. gülmeye başladı derken tebessüm etmiyorlar bunlar ha, gülmekten yoruluyorlar, sesleri kısılıyor. garson peçete getirdi bana. abi peçete dedi. ben ağzımı yüzümü, kollarımı silerken kahkalar doruk noktasına ulaştı. resepsiyondaki adamlar bile geldiler noluyo diye. 10 dakika boyunca falan öyle bakıp bakıp güldüler. bi anda ilgi odağı oldum. nasıl bi su aygırıymış bu doğaya bırak diğerleriyle yaşasın onlara bile liderlik eder camış.

kızlar bana bakıyor gülüyor. ben de onlar gülünce dayanamıyorum sırıtıyorum. 4-5 tane güzel kız var. döngüye girdim, sırayla hepsine bakarak gülüyorum onlar da bana gülüyor. tatilimizin en güzel anlarıydı. bi de takdir ettiler beni, hiç kızmadım, tepki göstermedim diye. ingilizce konuşuyorlar. o adam dövülebilecek bi adam olsaydı türkün gücünü gösteririrdim size de 2 kişi dalsak kafalarımızı birbirine tokuşturup boğardı o hayvan bizi.

  • Like 3

Share this post


Link to post
Share on other sites

bi tane arkadaşım var. arar "15 dakika sonra gidiyoruz gel" der. bi kere bu şekilde çanakkale'ye çağırdı beni. afedersin tuvaletteyim telefonda oyun oynuyorum bi yandan. açtım. çanakkale'ye gidiyoruz dedi. tamam dedim, niye diye bile sormadım. tuvaletten çıktım üstümü giyindim ve gittim. adama bi kere böyle yaptık diye sürekli beni bu şekilde çağırmaya başladı pezevenk. bodrum'a gidiyoruz gece dedi işte geçen.

-olum ben gelemem şimdi

+4 tane kız var orda bekliyolar

-kaç gibi çıkıyoruz?

yarım saat içinde çıktık. 4 tane kız var dedi adam. 2 tane deseydi de giderdim bence niye böyle beklentiyi yükseltti bilmiyorum. neyse gittik abi, gece 1'de falan orda olduk. kızlar gelsin diye bekliyoruz meydanda. sağdan, soldan her milletten insan geçiyor. vay arkadaş nasıl yermiş diye bakıyoruz derken kızlar geldi. bana da geldiler sonra. kızlar dediklerinin bir tanesi yemin ediyorum 1960 doğumluydu. nerdeyse annemle yaşıt. ben de getirseydim annemi o zaman. öbürleri 40, 35. en küçüğü benden 5 yaş büyüktü. yıkıldım resmen. sonra biraz toparlandım dediler ki dondurmacıya gidelim oturalım. gittik dondurmacıya oturduk. ulan izmir'de dondurmacı mı yoktu. vallaha var aslında. gecenin bi saati gelmişiz dondurmacıya oturttular bizi. baya 1 saat falan oturduk dondurma yedik. o gecenin tek aksiyonu dondurmacıda oturken önümüzden ozan güven geçti. izmir'de pek ünlü göremiyorsun sokaklarda falan. ben de önce yok lan değildir dedim de, bodrum'da olduğumuz aklıma geldi. arkasından 216 diye bağırdım ama bakmadı.

sabah denize gideceğiz, gece 4 olmuş, şimdi otele para vermeye gerek yok biz istesek daha fazla acı çekebiliriz deyip arabada yatmaya karar verdik. o da çok ilginç bir deneyim oldu. ertesi gün de takıldık yine kızlarla. lan tövbe ya. 80 darbesini falan anlattılar bana artık . özal ölürken napıyolarmış. özal öldü mü öldürüldü mü. bunları konuştuk. o günün sonunda bir otele geçtik arkadaşla. yattık uyuduk.

işte doğaüstü olaylar şimdi başlıyor. 12'de otel odasından zorla çıkartıyorlar ya. bizi 12'de çıkarttıklarını nereye gideceğimizi bilemedik. hayvan gibi yanmışız zaten 12'de denize gitmeyelim dedik. havuzu vardı otelin küçük. onun başında masalar var. dedik ki burda oturalım. otelde bizden başka türk yok gibi bir şey. hatta otel adını da veriyorum. hotelistanköy. allah'ını seven, gücü yetecek olan gitsin şimdi anlatacağım almanı dövsün, kafasını suya sokup sokup çıkarsın o pezevenk en az 10 gün daha ordadır.

havuz başında masalar var. bi turist kızlar var, öyle böyle güzel değiller. film yıldızı gibi adeta hepsi. ama bu yabancılar bize hiç bakmıyorlar. 2-3 tane de erkek var. kızlar acayip fit olduklarından adamlar da kendilerine bakmışlar. yalnız aralarından bi tanesi kendine fazla bakmış, ailesini falan siktir etmiş, onların yemeğini de hep bu yemiş. hayvan oğlu hayvan 1.95-2.00 m falan. 110 kilo var ağırlığı. vücudun üst kısmı tamamen kas. alt tarafta beli incelir diye bekliyorsun orası da kas. ama ince değil adam kale kapısı gibi. onu kırarsın bunu kıramazsın. ben bu adamı gördüm, vay hayvan vay deyip tekrar kızlara konsantre oldum, ne bakıcam lan bana ne.

neyse oturuyoruz havuz başında. bizi kovmasınlar diye arkadaş gitti "olum ben şu pringles'lardan alıcam" dedi. gitti aldı. "arkadasla havuz başında pringles qeyfi :d" diye etiketledim ikimizi de. dün arabada yatan adamlardık, adeta vurgun yapmıştık. sosyeteydik. para bizdeydi. keyif bizdeydi. bi yandan kızlara bakarken bi yandan pringles yiyoruz. arkadaş telefonu çıkardı fotoğrafımı çekti havuz başında. sonra sen de beni çek dedi. çektim güneş açısı iyi değildi karanlık çıktı. bunu görünce çıldırdı yer değişcez dedi. siktir git dedim hayatta değişmem dedim bir sürü küfrettim.

niye? bu adam benim çocukluk arkadaşım. şimdi etrafta herhangi bir tehlike varsa kesinlikle benim başıma geliyor. özellikle de bu adam benim yanımdaysa. bundan önce bisikletle giderken çekil dedi ben sol taraftan gidicem biraz da dedi, yer değiştik. benim bisiklet kaydı otobüsün altına girdim. daha sonra bir kafede otururken bu tuvalete gitti geldi, yerine ben oturdum karşımdaki kız 50'lik biranın tamamını üstüme döktü. sürekli bu adama bir şey olmasın diye tanrılar tarafından kurban ediliyorum ben. o sebepten yerimi değiştirmeye korkuyorum. havuz kenarındayız nolabilir ki dedi, ikna etti beni yer değiştik.

telefonu çıkardım tam fotoğrafını çekiyorum. bunun yüzü birden değişti ve 1 saniye içinde inanılmaz ıslandım ben. o çok az ıslandı. bu ıslandıktan sonra bana hiç bakmadan üstüne başına bakarak, "ulan hayvan herif ya nasıl ıslattı beni" deyip deyip küfrediyor. o sırada benim ağzımdan burnumdan su damlıyor. tişörtüm, üstüm başım, donuma kadar ıslandım. kalabalıkta düşünce kimse görmeden kalkmaya çalışırsın ya hani. ben olayı örtbas etmeye çalışıyorum. ama bu arkadaşım kendinden vazgeçip bana bakınca bir kahkaha attı, bir hoşuna gitti itin. ıslanmamıza sebep olan hayvan, o alman piçi. arkadaş adam 1.5 m derinliği olan havuza kendini top yapıp atlamış o cüsseyle. hayvan diyordum da türünü belirleyememiştim. oraların evcil su aygırıymış meğerse. herif kafasını sudan çıkarınca beni gördü:

"oh no. no... sorry... sorry..."

ben de gülümseyerek "ok no problem senin sorry'ni sikiyim ayıoğlu ayı masada dik duran pringles kutusunun içine bile su taşırdın amına kodumunun alman sığırı" dedim.

karşımdaki arkadaş gülmekten havuza düşecek nerdeyse ama onu bile yapsa benden çok ıslanır mı emin değilim. olayı anlayan havuz başında yatan, oturan bütün turistler bana bakıp bakıp gülmeye başladı. gülmeye başladı derken tebessüm etmiyorlar bunlar ha, gülmekten yoruluyorlar, sesleri kısılıyor. garson peçete getirdi bana. abi peçete dedi. ben ağzımı yüzümü, kollarımı silerken kahkalar doruk noktasına ulaştı. resepsiyondaki adamlar bile geldiler noluyo diye. 10 dakika boyunca falan öyle bakıp bakıp güldüler. bi anda ilgi odağı oldum. nasıl bi su aygırıymış bu doğaya bırak diğerleriyle yaşasın onlara bile liderlik eder camış.

kızlar bana bakıyor gülüyor. ben de onlar gülünce dayanamıyorum sırıtıyorum. 4-5 tane güzel kız var. döngüye girdim, sırayla hepsine bakarak gülüyorum onlar da bana gülüyor. tatilimizin en güzel anlarıydı. bi de takdir ettiler beni, hiç kızmadım, tepki göstermedim diye. ingilizce konuşuyorlar. o adam dövülebilecek bi adam olsaydı türkün gücünü gösteririrdim size de 2 kişi dalsak kafalarımızı birbirine tokuşturup boğardı o hayvan bizi.

 dostum süper muhabbetmiş yaw walla tatil dediğin böyle olur ne o öyle yat şezlonga iç iç havuza gir. teyzelerden hayır haber varmı dostum kapaklamadılarmı sizi? arkadaşında nerden bulmuş bilader onları tecavüzden yırtmışınız.:) 

Share this post


Link to post
Share on other sites

Dostum anı demişşin ama bu bildigin roman :)

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Sign in to follow this  

  • Recently Browsing   0 members

    No registered users viewing this page.

×
×
  • Create New...

Important Information

We have placed cookies on your device to help make this website better. You can adjust your cookie settings, otherwise we'll assume you're okay to continue.